ilyas's profileilyas adlı kullanıcının ...PhotosBlogListsMore Tools Help

ilyas adlı kullanıcının alanı

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
June 22
June 17
June 13
June 7
June 4

Video

 

Windows Media Player

May 05

Konuşulan konu TESBİH DEYİP GEÇMEYELİM

 

Alıntı

TESBİH DEYİP GEÇMEYELİM

 

Alıntı

TESBİH DEYİP GEÇMEYELİM
 

 

 

   

"TESBİH" DEYİP GEÇMEYELİM!!!

 

Tesbih deyip geçmeyelim

Bir okuyucumuz, Belçika’da Fransızca kursuna devam ederken, namaz tesbihatının dışında pek cebinden çıkarmadığı tesbihini, farkında olmadan eline alınca, yanında bulunan kurs öğrencisi bir İspanyol genç “Siz Müslüman mısınız? Elinizde bir tesbih görüyorum. Ben, bana İslamiyet’i anlatacak birisini arıyordum.” demiş.

Böylece adımını yeni bir dünyaya atmıştır.

Kolombiya’ya giden bir okuyucumuz da ticari işleri için üst seviyede bir kişiyle görüşürken gayri ihtiyari elini cebine atıp tesbihini çıkarıp çekmeye başlıyor. O kişi okuyucumuza niçin tesbih çektiğini soruyor. O da stres atmak için çektiğini söyleyince “Bu tesbihi bana verir misin?” diyor. Tesbihi verirken de ona “Ama bir şartı var. Lâ ilâhe illallah diye diye çekeceksiniz.” diyor. “Lâ ilâhe illallah” deyip çekmeye başlayınca “Evet, hissediyorum!..” diyor.

Bir okuyucumuz da e-mail ile şöyle bir hatırasını göndermiş:

“On sene önce Manisa’dan komşumuz emekli imam Ahmet Balkan hocamdan dinlediğim bir hidayet hatırasını ‘Güzel hatıralarınızı paylaşın ki unutulmasın.’ ricanız üzerine yazıp gönderiyorum. Elli beş yaşlarında bir İsviçreli, bir gün trene biniyor, oturuyor. Karşısında bir kişi, halinden gayet mutmain bir şekilde elinde bir şeyle meşgul... Ne olduğunu anlamıyor, soramıyor da. Ama adamın bu hali ve o meşgul olduğu şey onu çok etkiliyor. Bu ruh haliyle durakta iniyor ve kalabalığa karışıyor. Bu arada bir bakıyor ki o çok merak ettiği adamın elinde gördüğü şey yerde karşısında duruyor. Hemen alıyor cebine atıyor. Tahmin etmişsinizdir ne olduğunu; bir tesbihtir bu. O günden sonra sürekli bu tesbihle ilgileniyor, oynuyor, gittiği her yere beraberinde götürüyor tesbihini İsviçreli. Öyle bağlanıyor ki tesbihine, ailesi de tuhaf karşılıyor artık bu bağlılığı. Gel zaman git zaman bir gün tesbih aniden ortadan kayboluyor. Yenisini nereden bulurum derdine düşüyor. Bu sefer İsviçreli, arıyor, soruyor, soruşturuyor. Arkadaşları ‘Belki öyle bir şeyi Türklerin ibadet için gittikleri yerde bulursun.’ diye tavsiye ediyorlar. İsviçreli de kalkıp geliyor bir gün mescidin birine, o esnada cemaat namaz halinde. Arkada kenarda bekliyor, namaz bitince yaklaşıp hem tesbihi hem de orada eğilip, yere yatıp kalkıp ne yaptıklarını soruyor. Cemaat ve imam -rahmetli Ahmet Balkan- dilleri döndüğünce anlatıyorlar. Tesbih veriyorlar. İsviçreli de ilgileniyor. Cemaatten ‘İstersen cuma günü gel, bizi izle.’ diyorlar. Hocam da ‘Gelirsen yıkanıp gel böylesi daha güzel olur.’ diyor. Cuma oluyor İsviçreli tam söylenen vakitte mescidin kapısındadır: ‘Yıkandım geldim.’ diyor, oturup arkadan izliyor. Cuma namazı bittiğinde bizim cemaat için artık ikinci bayram yaşanacaktır. Çünkü İsviçreli hemen yanaşıp ‘Karar verdim, ben Müslüman olacağım.’ diyor. İsviçreli, cemaat, imam artık herkes sevinç içindedir. Fotoğraflarını bir görmelisiniz; hidayet bir insanın yüzüne ancak bu kadar güzel sinebilir. Herkes mutluluktan gözyaşları içinde. En çok da İsviçreli sevinçten gözyaşlarına boğulmuş. Herkesle sarmaş dolaş vaziyette görünüyor fotoğraflarda. Adeta yeniden doğmuş gibi. İsviçreli hemen Kelime-i Şehadet getiriyor ve adını Mahmut olarak değiştiriyor. İlk sorduğu şey, “Şimdi ne yapmam lazım?” oluyor. Ahmet hocam da sırasıyla abdesti, namazı, namaz sûrelerini, duaları, Kur’an-ı Kerim’i sonra zamanla da her şeyi öğretiyor. Anlattığına göre Mahmut her zaman tam vaktinde düzenli şekilde hiç aksatmadan gelmiş derslerine.

İlerlemiş yaşına rağmen kısa zamanda her şeyi de öğrenmiş ve hemen hayatına geçirmiş. Mesleği, belediye orkestrasında müzisyenlik olan Mahmut, yaklaşan emekliliğinde ilk iş olarak hemen hacca gitmeye hatta İstanbul’daki camileri gezmeye kadar planlamış. Öyle ki İspanya’da ölüm döşeğindeki yaşlı annesinin son dakikada Müslüman olmasına ve İspanya’daki annesinin evini camiye çevirmeye kadar birçok güzel işlere vesile olmuş bile...” Evet, bir tesbih deyip geçmeyelim.

Sayı: 164
Bölüm: Hayatın İçinden
Muhabir: ABDULLAH AYMAZ

 
 
 
 

 

müslüman gençliğe teşrif edeli ne kadar olmuş?

 

                                                                                                                                                                 

May 04

Konuşulan konu krma

 

Alıntı

krma
                          
                                                             mouse sweeping welcome 
 
 

Bir yıldız yağmuru ıslatır beni.
Düşerken damlalar o gül yüzüne...
Her damla gözyaşı sorarken seni,
Yıldızlar döşerim ayak izine.
                                 
Kuruyan dallara gözyaşı yürür...
Yapraklar titreşir yol verir dağlar.
Yıldız kümeleri yere dökülür,
Şehrayine döner karanlık yollar.
                                  
Artık ne gam keder ne acı ne dert...
Umutla yeşeren her mevsim bahar.
Ve gün gün ruhlarda büyüyen hasret,
Solgun yürekleri sonsuza boyar ...

 

 

 

 

        
istanbul spacesistanbul spacesistanbul spaces istanbul spaces
 
 
 
 

Bir yıldız yağmuru ıslatır beni.
Düşerken damlalar o gül yüzüne...
Her damla gözyaşı sorarken seni,
Yıldızlar döşerim ayak izine.
                                 
Kuruyan dallara gözyaşı yürür...
Yapraklar titreşir yol verir dağlar.

 

 spaces'imde kaldigınız süre 

        

 
 
www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws Free Hit Counterswww.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

   www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

 
 
 







February 29

Konuşulan konu ...

 

Alıntı

...

Even though the gods are crazy ..Even though the stars are blind.. If you show me real love baby.. I'll show you mine !Glitter Graphics

Animal Glitter Graphics

February 16

Konuşulan konu ÖLE DAA...

 

Alıntı

ÖLE DAA...

Saat gecenin bir yarısı. Belki de burukluk değil benimkisi, sadece sade bir sitem. Bir insanın sürekli mi canı sıkılır. Bir tarafa atılmış gibi hisseder yüreğini. Bir boşluktur doldurulmaz. Yerine koymak istersin farkında olmadan kimilerini, koyamazsın. Sarılmak istersin belki de ona hiç sarılmadığın kadar sıkıca ve yürekten.

Bazen öyle insanlar çıkar ki karşına, öyle zayıf anlarında yakalarlarki seni, o şiddetli sarılışları onlarla yaparsın. Tabiki o da karşılık verir sanki yerini o an için dolduruyormuş inancıyla sen zorladıkça zorlayan cinstendir. Yok ama bilmezki bu ayrıdır. Bir kere o çok eskilerden hatıra koku yoktur üzerinde koklamaya alıştığın. O tik tak atan, şiddetini gözbebeklerinin büyümesinden anladığın, dinledikçe hissettiğin yüreğin sesi başka türlüdür, yerini tutmaz. Kollar bir başka türlü sarardıki seni, o sarılış bedeni sardımıydı korku, üzüntü, kaygı kalmazdı. O eve geç gelişlerini bekleyen meraklı gözler telaşla kapıyı açtığında seni karşısında görmenin verdiği mutlulukla bir başka parlardı.

Şimdi yoksun. Uzaktasın... Kulaklarım o her sabah beni uyandırdığın sese muhtaç şimdi. O merakla gittiğim, gördüğüm, yaptığım, ettiğim her yeri her şeyi dinlemeye hazır seni özlüyorum. O asabi tavırlarıma sabırla karşılık veren seni özlüyorum. Uzak değilsin belki ama sana istediğim an uzanamayan ellerimi bir yerlere sığdıramıyorum.

Her şey içimde patlıyor; seviçler, kederler, kaygılar... Kimse yerini tutmuyor. Olmuyor işte; diyeceksin kocaman oldun ne bu çocukça yalnızlık. Bu yalnızlık değil bitanem, sensizliğe alışamamanın sitemi her boşlukta beni saran.

Yine de uzaklarda olsan da varlığını bilmek güzel. Hayatta olman bana güç veriyor. En azından senin için birseyler yapıyor olmanın gururu ve inancıyla yaşıyorum. Ama yine de ister yirmi yirmibeş, ister kırk kırkbeş, suya muhtaç bir çiçek gibi sana muhtacım.



Seni çok seviyorum...

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

 
No list items have been added yet.
by 
Photo 1 of 2

Custom HTML

No content has been added yet.

Video

 
by 
by